Ateizmin Felsefi Te...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

Ateizmin Felsefi Temeli ve Teistik İnançlarla Karşılaştırılması”

2 Gönderiler
2 Üyeler
3 Reactions
34 Görüntüleme
Nietzophos
(@nietzophos)
Aktif Üye Kayıtlı Üye
Katılım : 5 ay önce
Gönderiler: 9
Konu başlatıcı  

Ateizm, doğaüstü bir varlığın veya tanrının varlığına dair hiçbir bilimsel, mantıksal ya da gözlemsel kanıt bulunmadığı gerekçesiyle bu fikri reddeden bir düşünce sistemidir. Bu yaklaşım pozitivist bir temele dayanır; yani bilgi yalnızca deney, gözlem ve mantık yoluyla doğrulanabiliyorsa anlamlıdır. Ateist bakış açısında “tanrı” kavramı doğrulanabilir bir hipotez değildir; dolayısıyla varlığı da yokluğu da bilimsel olarak ispatlanamaz. Bu nedenle ateizm, bir inanç biçimi değil, inançsızlık pozisyonudur.

 

Ateistler için bilgiye ulaşmanın tek yolu akıl, bilim ve eleştirel düşüncedir. Dogmalardan uzak durarak doğayı kendi iç yasalarıyla açıklamaya çalışırlar. Bu tutum, yalnızca bireysel bir düşünce özgürlüğü değil; aynı zamanda bilimin ilerleyebilmesi için zorunlu bir entelektüel duruş olarak görülür.

 

Bu noktada ateizmin karşısında yer alan farklı tanrı anlayışları "örneğin deizm ve teizm" daha net biçimde ayrışır. Deistik anlayış, evrenin bir yaratıcı tarafından başlatılmış olabileceğini ancak bu varlığın sonrasında evrene müdahale etmediğini savunur. Bu nedenle deizm, doğrulanması ya da çürütülmesi mümkün olmayan bir olasılık düşüncesidir. “Tanrı evreni yarattı ve sonra yok oldu” şeklindeki bir varsayım, tamamen hayal gücüne dayalı bir yorumdur; ne gözlemlenebilir ne de mantıksal olarak test edilebilir. Dolayısıyla bu tür tanrı tasarımları kişisel inanç alanına girer ve ancak o inancı ortaya atan kişi tarafından sorgulanabilir.

 

Buna karşılık teistik inançlar, örneğin İslam, Hristiyanlık, Yahudilik gibi dinler tanrının insanla iletişim kurduğunu, vahiy gönderdiğini, peygamberler aracılığıyla kendisini tanıttığını öne sürer. Bu durum, ateist düşünce açısından eleştirel bir zemin yaratır; çünkü bu tür dinler somut metinler ve tarihsel iddialar üzerinden değerlendirilebilir. “Kutsal kitaplar” adı verilen bu metinler tarihsel, dilbilimsel ve mantıksal yönden incelendiğinde iç tutarsızlıklar, çelişkiler ve yanlış iddialar ortaya konabilir. Bu da ateizmin özellikle teistik dinlerle olan tartışmalarda daha belirgin ve temellendirilmiş bir pozisyon almasını sağlar.



   
Alıntı
sutanok
(@sutanok)
Aktif Üye Kayıtlı Üye
Katılım : 5 ay önce
Gönderiler: 4
 

“Ateizm, Tanrının var olmadığına yönelik bir inançtır” diye söyler Felsefe profesörü Graham Oppy, epistemologların ve analitik din felsefecilerinin büyük çoğunluğuna göre Ateizm’in de pozitif bir iddiası olduğu içindir ki o da bir inanç statüsüne girmektedir. 
Ateizm temeli gereği pozitivist olmak zorundadır, fakat burada sorulması gereken  soru şudur: “pozitivizm’in doğru bir felsefi pozisyon olduğuna dair bir argümanımız var mıdır?”

Tanrı, zaten tanımı gereği her şeyin üstünde hiçbir şeye benzemeyen gibi sıfatlara sahip olduğu için zaten onun direkt bilimsel kanıtı olmaz ki eğer Ateizm’e dair tanımınız bu şekildeyse. Tanrı zaten muhal oluyor çünkü özdeksel niteliği olmayan (cisim olmayan) olası bir varlık bilimsel metotlar ile deneysel yöntemle aranmaz ki. “Laboratuvar ortamında Tanrı kanıtlarım” diyen bir teiste rastladınız mı hiç 🙂 

Burada sorulması gereken soru şu: “her bilgiye deneysel metotlar kullanılarak ulaşılır görüşüne dair deneysel kanıtımız” nedir? Diye sormak gerekiyor, eğer her iddiaya bilimsel& deneysel kanıt gerekiyorsa o zaman bu iddianın kendisine de deneysel kanıt gerekir. Hülasa bir ontoloji kurmak gerekiyor.



   
CevapAlıntı
Paylaş:
Scroll to Top